42

“Çürümelerin yoğunluğuna bakacak olursak, ortalama beş gün olmuş,” dedikten sonra, masanın kenarındaki dosyayı aldı. Dosyadaki raporların arasından bulduğu bir evrakı okumaya başladı. “Kanında sildenafile rastlanmış.…

41

“Burada farklı bir alet kullanmış,” dedi eldivenli elleriyle ölünün parçalanmış omurgasını işaret ederek. “Bu bir satır ya da bir balta olabilir. Yani balta dediysem öyle…

40

“Adamı koyun gibi boğazlamışlar,” dedi. Soğuk ve bir o kadar da ruhsuz göründüğünü ilk kez bu kadar yakından fark ettim. “Seni bilmiyorum ama,” dedi Ömer…

39

Birine anlatsam, hele de bizim çocuklara anlatsam kesin dalga geçip, sinirimi bozarlar. Karar olmaz bizimkilere. Bir tek Selim, “Allah hayırlara çıkarsın inşallah abi,” der sanırım.…

38

Adli Tıp’taki morg kapısının önünde Abuzer’in otopsisinin sırasının gelmesini bekliyordum. Dışarısı soğuktu, ama inanın bana içerisi dışarısından daha soğuktu. Eh n’apalım ki, bizim işin cilvesi…

37

Bir sandalye çektim masadan. Tam arkasına koydum. Ayaklarıma geçirdiğim naylon poşetleri sıkıca bantladıktan sonra, bu işi için özel olarak yaptığım satırı çantamdan çıkardım. Kalçası tam…

36

“Neymiş?” dedi. “Şu mavi haplardan var yanımda. Bir telefonla iki de karı atarız istersen?” dedim. “İstemem mi?” dedi. “Para da var nasılsa,” dedim. “Kendi paranla…

35

O oturuyordu, bense bir adım kadar arkasında ayakta dikiliyordum. Onu gözlüyordum, ama o bunun farkında değildi. İlk gün… Mahalledeki kahveye takıldı. Kimseyle konuşmuyordu. Belki de…

34

Sevgili Günlük; Tarih yok! Zaman yok! Bütün günler bana ait! Bir doğum günüm var, bir de öleceğim gün! O kadar! Onu uzun zamandır takip ediyorum.…

33

“Sana hesap mı vereceğim ulan yavşak!” diye parlayınca bizimki, diğerleri de horoz vaziyeti aldılar. “Doğru konuş lan!” diyecek oldu elini kaldıran bir diğeri. Belli ki…