42

“Çürümelerin yoğunluğuna bakacak olursak, ortalama beş gün olmuş,” dedikten sonra, masanın kenarındaki dosyayı aldı. Dosyadaki raporların arasından bulduğu bir evrakı okumaya başladı. “Kanında sildenafile rastlanmış. Bu kan akışını hızlandırır. Yalnız kan akışını hızlandırabilmesi için, kalbin atması lazım. Yani sildenafil, nabzı belli oranda yükseltir. Kan deveranının daha rahat olması içinde damarlara elastikiyet kazandırıp, genişlemelerini sağlar. Yani atmayan bir kalp için sildenafilin kan akışında bir faydası olmaz. Alkole de rastlanmış. Epey de yüksek oranda hem de. Yani katil, kanın, kurbanının vücudundan hızla boşalması için elinden ne geliyorsa yapmış. Tamamını boşaltamamış ama. Boşaltılamaz da zaten. Bunu her kim yaptıysa, yani amacı kanın vücuttan dışarı boşalmasını sağlamaksa, oldukça acemice davranmış. İnternetten herhangi bir arama motoruna ‘kan akışını hızlandırmak’ yazdığında karşına sanıyorum ilk çıkan sildenafil maddesi olur. Bu yüzden adama ereksiyon hapı vermiş ve yanında bol miktarda alkol aldırmış. Dedim ya, acemi işi. Fakat katil her kimse, hakkını vermek lazım epeyce uğraşmış, bu herifi bu hale sokabilmek için. Şuna baksana!” dedikten sonra durakladı. “Bir yerde hata yaptık!” dedi. “Anlamadım?” “Katil için sağ elini kullanan demiştim…” “Evet?” “Yanlış işte! Kusura bakma Salih. İyi ki erken fark ettim bu durumu… Katil sol elini kullanıyor olmalı!” “Dur bir dakika Tarık. Nereden çıktı bu şimdi?” “Yahu kurban baş aşağı vaziyette asılı değil miydi?” “Evet.” “Kurban dik durumdayken arkasına geçse ve sol kulaktan sağ kulağa doğru kesse ilk baştaki tezimiz doğru. Fakat kurban baş aşağı durumda asılıyken durum tam tersi olmuyor mu?” “Haklısın!” haklıydı. “Haklıyım tabi!” Haklı olduğunun farkındaydı ve buna az önce varmıştı. “Hiç mezbahaya gittin mi?” diye sordu. “Hayır,” dedim, ama lafın nereye gideceğini de anlamıştım. “Gitmedim, ama ne demek istediğini sanırım anlayabiliyorum!” Hemen bizimkileri bulmam lazımdı. Tarık anlatmaya devam ederken, koşar adım morgdan çıktım. Binadan çıktığımda, telefonumun şebekesi de teşrif etmişti. Aradık bulamadık mesajına bakılırsa, bizimkiler üçer dörder kez aramışlardı beni. Şimdi arama sırası bendeydi…