39

Birine anlatsam, hele de bizim çocuklara anlatsam kesin dalga geçip, sinirimi bozarlar. Karar olmaz bizimkilere. Bir tek Selim, “Allah hayırlara çıkarsın inşallah abi,” der sanırım. Ötekiler her fırsatta eğlenirler… Elimdeki enerji içeceğini, baştan aşağıya gri renkli koridorun sonundaki çöp kutusuna atmak için ayağa kalkmıştım ki morgun kapısı açıldı. Adli Tabip Tarık kapıdaydı. Tarık sessiz biriydi, ama aramız iyiydi kendisiyle. Akşama kadar ölüleri kesip biçen bir adamdan da bir komedyen performansı beklemek abes olurdu zaten. Hikayesi ilginç insanlardan biriydi… Şuradan hayırlısıyla çıkayım, fırsatını bulunca anlatacağım onu da… “Salih, hoş geldin,” dedi. “Hoş bulduk Tarık.” “Abuzer Karagül’ün otopsisine mi geldin?” “Evet,” dedimse de aklımda takılı olan, şu elimdeki teneke içecek kutusuydu. “Hemen geliyorum,” diyerek koridorun ters tarafına koşturdum. “Acele etme yahu!” dedi Tarık ardımdan. Elimdeki kutuyu çöpe atıp döndüğümde, “Buradaki çöpe at diyeceğim, fakat bunlar tıbbi atık olduğu için mümkün değil. Kusura bakma.” “Rica ederim Doktor. Haklısın.” Başını salladı. Parlak metal masanın üzerinde, üzeri örtülü cesedin yanında dikilip, ses kayıt cihazını kontrol ettikten sonra cesedin üzerindeki örtüyü kaldırdı. Abuzer’in ikiye bölünmüş cesedi, masada sağa sola sarkmasın diye ayak bileklerinden bağlı bir şekilde öylece yatıyordu. Tarık otopsiye başlayacağı esnada kapı açıldı. Kel kafalı bir başka doktor daha içeri girmişti. “Tarık Bey, bensiz mi başlıyordunuz yoksa?” diyerek yanımıza geldi. Kim olduğumu merak ettiği belliydi. Sormadı, ama bakışlarından belliydi kim olduğum. Gülümseyerek, “Başkomiser Salih Mercan,” diyerek elimi uzattım farkında olmadan. Ameliyat eldiveni geçirilmiş ellerini geri çekerek gülümsedi. Anlamıştım. “Pardon… Doğru ya, steril ortam.” “Evet,” dedi o da gülerek. “Mevta kapacağı kadar enfeksiyon kapmış zaten. Bir de biz bulaştırmayalım… Bu arada ben de Ömer Akın. Patoloğum,” dedikten sonra Tarık’a döndü. “Erken yatmama rağmen uyuya kalmışım Tarık. Kusura bakma.” “Önemi yok canım,” diyen Tarık, cesede ait dosya numarasını, cihazın mikrofonuna okuduktan sonra devam etti. “Otopside Adli Tabip Tarık Cevizci, Patolog Ömer Akın ve İstanbul Emniyet Müdürlüğü Cinayet Şube Müdürlüğü’nden Başkomiser Salih Mercan hazır bulundu… Maktulün adı, Abuzer Karagül… Erkek… Kırk üç yaşında… Fiziki özellikleri… Boy, yüz yetmiş altı santimetre… Ağırlık, seksen altı bin üç yüz on yedi gram… Kesici alet faktörü…” diyerek sürdürdüğü konuşma hemen hemen on dakika kadar devam etti. Hazırlayacağı raporla ilgili kısımların aklında kalması için aldığı sesli not faslı bitince, ses kayıt cihazını önlüğünün cebine koyup, bana döndü.