35

O oturuyordu, bense bir adım kadar arkasında ayakta dikiliyordum. Onu gözlüyordum, ama o bunun farkında değildi. İlk gün… Mahalledeki kahveye takıldı. Kimseyle konuşmuyordu. Belki de kimse ona yanaşmak istemiyordu. Üç katlı binanın bir katında kendinin oturduğunu öğrendim. Diğer ikisini ise kiraya veriyormuş. Öğrendiğim kadarıyla üst kattaki daire boştu. Şansımı deneyip, evini kiralamak istediğimi söylediğimde kabul etti. Paraya ihtiyacı olduğu, peşin kira ve bu döküntü eve istediği depozitten belli oluyordu. Şartlarını kabul ettiğimi duyunca, sararmış ve yer yer çürümüş dişlerini göstere göstere sırıttı. Eşyalarımı ertesi gün taşıyacağımı söyleyip, evin anahtarını aldım. Parayı akşam verecektim. İlkin biraz tantana etti etmesine de, yapacak bir şeyi yoktu. Kimse o evi kiralamak istemiyordu. Hele de o hastaneden çıkınca, birinci katta oturan karı koca da evi boşaltmaya hazırlanırken, tümüyle beş parasız kalacaktı. Yine de verdiğim iki yüz elli lirayla Abuzer’in yelkenlerini suya indirmesi çok da güç olmadı. O gece kapısını çaldım. Parayı getirdiğimi, eşyaların da sabah burada olacağını söyledim. Ben bir gece erken gelmiştim o kadar. Eline saydığım dokuz yüz elli lirayı görünce gözleri ışıldadı. Torbamdaki iki büyük şişe rakıyı görünce, beni içeri buyur etti. Beni kimseler görmemişti. Evi pislik götürüyordu. Ev resmen çöplüktü. Masanın üzerindeki çöpleri toparladıktan sonra, mutfaktan iki çay bardağı getirdi. Keyfi yerindeydi ve katlanarak artıyordu. Ona hissettirmeden kadehimden çok küçük yudumlar alıyordum. Abuzer ise önünden kaçıracaklarmış endişesiyle bazen iki, bazen de tek yudumda kadehleri ardı ardına deviriyordu. Gece daha yeni başlamıştı. Cebimden çıkardığım esrar paketini gördüğünde, sarhoş yüzünde güller açtı. “Sende de ne numaralar varmış be gardaş!” dedi keyifle. Bir tane sarıp, ona uzattım. Hemen yakıp, ardı ardına nefeslemeye başladı. Elinden gelse esrarlı sigarayı öylece yutacak gibiydi. Laf arasında uzun zamandır karı kız işinden uzak olduğunu yumurtladı. Hapishanede olduğunu, hapishane yemeklerinden dolayı, bacaklarının arasında sallanan şeyin artık sadece işemesine yaradığından bahsettiğinde, asıl bombayı patlatma zamanım gelmişti işte. “Kolayı var!” dedim.