29

“Ortalıkta bir şey bırakmamışlardır. Zaten ne varsa toparlayıp götürmüşlerdir. Ne bulacağız ki?” dedi. “İllaki de gözden kaçan bir şey vardır hacım,” dedim. “İçimden bir his, bir şeyler bulacağımızı söylüyor valla abi,” diyerek beni tasdik eden Selçuk’un keyfi yerindeydi. Uykuyu falan unutmuştuk, ama yarın paçavra gibi olacağımız da kesindi. Olmadı arabanın içinde biraz kestirir, kafayı toparlardık. Ayvansaray’daki evimden çıkmış, çevre yolunda ilerliyorduk. Yağmur kesilmişti. Yol da kalabalık değildi. Çok fazla vakit kaybetmemiştik. Sadece adli emanetten Abuzer’in evinin anahtarını almamız biraz oyaladı, o kadar. Selçuk’un kullandığı araç, Abuzer’in evinin önünde durduğunda, “Ya Allah! Ya bismillah!” diyen Selim ilk inen oldu. Şimdi üçümüz de karanlığın, vahşetin ve o rezil kokunun sarıp sarmaladığı evin olduğu binanın önünde dikiliyorduk…