24

Haklıydı bizim kız. Gitmek lazımdı. Gitmek lazımdı da, işte nereye gidilecekti? Hem sonra gittik diyelim; İpek kendine önünde sonunda bir hayat kuracaktı. Ben ise o hayatın içinde zaman zaman olacaktım. İşte şimdi farkına varıyordum yalnızlığın. İpek’in okulunun bitmesi, belki de benim yalnızlıkla geçecek günlerimin başlangıcı olacaktı. Şimdilik işe devam ediyordum, ama ya sonra? Emekli olunca? Hele de ipek başka bir şehirde, ben başka bir şehirde yaşamaya başladığım zamanlarda? Aklıma Abuzer geldi. Kaç gün önce ölmüştü, yani işin doğrusu öldürülmüştü. Hem de katil rahat rahat çalışmıştı üzerinde. Ölüsü kokmasa kimse arayıp sormayacaktı belki de. Bir gün ben de yalnız başına ölür kalırsam, benim de mi cesedim kokana kadar kimsenin farkında olmayacaktım? Ulan ne diyorum ben? Tövbe yarabbi! Gece gece aklıma gelenlere bak! Bu işler böyledir işte; konuşacak kimseniz olmadığında, aklınız sizinle konuşmaya başlar. İnsan aklı iki parça olduğundan –sanıyorum beynin loblarıyla alakalı- ikisi de farklı şeyler anlatmaya başlar durduk yere. Biriyle konuşmuyorsanız, yandınız demektir. Üretir Allah üretir. Didişmeye başladıklarında ise, insanda ne uyku bırakırlar, ne de iştah. Televizyonu açsam iyi olacak… Bu meret de olmasa, akıl başka türlü rahat durmayacak…