17

“Bingöllüyüm.” “İçinden mi?” “Neresini biliyorsun ki Bingöl’ün?” diye ukalalık yapmaya devam ediyordu Agit, ama Selçuk kontrolün kendinde olduğunu göstermek istercesine, “Her yerini!” diyerek doğrudan gözlerinin içine bakıyordu, burada olmamızdan zerrece hoşnut olmayan ev sahibimizin. “Neresi?” diye ısrar etti yeniden. “Karlıova!” “Haa. İyiymiş,” dedi Selçuk. Zaten öylesine sormuştu nereli olduğunu. Maksadı başkaydı. Herifin hareketlerini gözlüyordu. Ben ise sessiz sedasız bu manzarayı seyretmeye devam ediyordum, Agit de ayakta dikilmeye devam ediyordu. Defolup gitmemiz için içinden neler diyordu kim bilir? Fakat bizim öyle kolayca gitmeye niyetimiz var mıydı, yok muydu bunu az sonra öğrenecektik. “Bir şey içer misiniz?” dedi evin dişi olan gergin tarafı. “Yok,” dedim. “Sağ olun. Şu yan taraftaki herif için geldik. Sizinle bir alaveremiz yok. Lakin çok isterseniz olabilir de… Bu arada biz polis olduğumuzu söyledik, ama kendimiz tanıtmadık. Ben cinayet bürodan Başkomiser Salih. Bu arkadaş da Komiser Selçuk… Beyefendinin adını öğrendik. Sizin adınız ne?” “Dilan,” dedi kadın. Gerginliğinin sebebi korkusuydu. Bunu çatallaşan sesinden ve düzensiz nefes alıp verişinden anlayabiliyordum. “Layığını buldu kodumun sapığı,” dedi Agit. Belli ki Abuzer’i sevmiyordu. Tam olarak tiksiniyordu da denebilir. “Devlet böylelerini sokağa salıyor, sonra da el âlemin çoluğuna çocuğuna… Tövbe yarabbi! Kim yaptıysa hayır işlemiş!” “Dinime söven de Müslüman olsa bari!” dedi Selçuk kulağıma fısıltıyla. “Allah’ın torbacısı kalkmış bize vicdan dersi veriyor abi!” “Boş ver,” dedim ben de aynı fısıltılı ses tonuyla. “Bizim işimiz bu değil şimdi… Sonra, sonra!” Sonra Agit’e döndüm tekrar. “Son birkaç gün içinde, en son ne zaman gördün Abuzer’i?” “Hiç görmedim. İşim olmaz zaten onun gibi biriyle amirim,” diye cevap verdi. Bunu söylerken göz bebeklerinin büyüdüğünü ve bunun da kuyruklu bir yalan olduğunu anladığımı bilse, tedirginliği birkaç kat daha artardı eminim. “Hadi ya?!” diye araya girdi Selçuk. “Ya çok yakın zamanlarda karşılaştığınızı söylersem?” “Yalan komiserim!” diye salakça savunmaya geçti Agit. “İki gözüm önüme aksın!” “Dur lan akar makar da sonra!” diye sırıttı. “Bak Agit! Abuzer’in evinde birazı içilmiş, birazı içilmemiş esrar bulduk.” “Ee?” “Ee’si güzel kardeşim, evinde bulduğumuz sigara kağıtları, seninkilerle aynı…” derken Agit panikledi. “Valla komiserim!” diyecek olduysa da, Selçuk olanca sakinliğiyle onun konuşmasına müsaade etmedi.