1

İnsan nelerden korkar? Nelerden çokça çekinir? En korkunç gerçek ölümse eğer, bizi öldürmeyen şeyin güçlendirdiği fikrine neden kapılırız? Ya bizi o anda öldürmeyen şey, aslında içimize düşürdüğü o kemirgen kurtla bunu yavaş yavaş yapıyorsa? Peki, çaresi nedir? Korkuların üzerine gitmek mi? Onlarla, aslında bizi öldürmekte başarılı olamadıklarını haykırmak mı? Bilmiyorum… Ama bildiğim bir şey varsa, beni öldürmeyen şeylerin asıl amacının, her gün daha fazla pisliği görmemi istemesidir. Yani hayat denen filmi oynatan zımbırtının kumandası bizim elimizde değil ve öyle kafanıza göre, her istediğinizde durdurma tuşuna basarak birkaç dakika mola vermeniz ya da sıkıldım diyerek kapatmanız ya da ve ya da bir başka hayat yaşamak gailesiyle, bir başka hayatı o zımbırtının içine sokmak pek mümkün değil. Başka hayatlara imreniriz, ama asla başka hayatları yaşayamayız. Benim de imrendiğim tonla hayat vardı mesela. Ne bileyim, bir futbolcunun hayatı gibi ilk aklıma gelen. Yaşadığım yıllarla doğru orantılı büyüyen, etrafımdakiler tarafından çok aldırış edilmeyen, ama benim tarafımdan taşımakla mükellef olduğum göbeğime rağmen özendiğim futbolcular. Eh, bu yaşa ve göbeğe rağmen, arada sırada halı sahada gösterdiğimiz marifetler de malum. Tamam, belki bir Maradona falan değiliz, ama bizim de bitirici vuruşlarımıza şahit olanlar var. Ne diyordum… Hah! Futbolcuların yaşantısına imrenmekten bahsediyordum. Arada sırada görüyorum kerataları. Altlarında bilmem kaç yüz bin yuro’luk spor otomobillerle, yolda yanınıza yanaşan lenduha gibi arazi araçlarıyla arz-ı endam ediyorlar. Para mı yeter, diyeceğim de, yetiyor demek ki. Neyse, bizden geçti diyeceğim bu sefer, zaten hiç gelmedi ki… Aslında gelecekti belki, fakat bizim peder,